19 Temmuz 2011 Salı

ÇİN'DE TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ

Komünizmin, Çin'i içine sürüklediği felaketler buraya kadar anlattıklarımızla sınırlı değildir. Uzun yıllar despot bir rejim altında ezilen Çin'de bugün hem ekonomik hem de sosyal alanda ciddi bir çöküş yaşanmaktadır. Hızla artan işsizlik, ödenmeyen maaşlar, suç oranlarındaki artış ve hemen her gün ülkenin çeşitli yerlerinden gelen eylem ve çatışma haberleri komünizmin bir toplumu içine sürüklediği felaketlerin boyutunu göstermesi açısından çarpıcıdır. Bir yanda insan hakları ihlallerinin yoğun olarak devam etmesi bir yanda adaletsiz gelir dağılımı, Çin'de yaşanan çöküntüyü daha da hızlandırmaktadır. Adeta bir deney tahtası gibi kullanılan Çin halkı bir felaketten bir başka felakete sürüklenmektedir.
 
Komünist ideoloji ile yetişen insanlar her türlü ahlaki ve manevi değere düşman bir toplum meydana getirirler. İnsanı bir hayvan, hayatı ise bir savaş meydanı gibi gören komünist gençlik, şiddet yanlısı, acımasız, sevgisiz, dengesiz ve tahammülsüzdür.
Suç dalgasının hızla yayıldığı Çin'de son dönemlerde özellikle hırsızlık, fuhuş ve kadın ticareti, uyuşturucu kullanımı ve ticareti gibi konularda işlenen suçların sayısı hızla artmaktadır. İşsizlik ve kırsal kesimlerden şehirlere yoğun bir şekilde yaşanan göç, özellikle şehirlerde hırsızlık ve soygun olaylarının artmasına neden olmuştur. Genel olarak ülkede en çok ekonomik suçlarda bir artış görülmektedir.
Son yıllarda hızla artan suç türlerinden biri de uyuşturucu ticaretidir. Komünizmin bir neticesi olarak insanlarda oluşan manevi boşluk, uyuşturucu kullanımında ve ticaretinde yoğun bir artış meydana getirmiştir. Yapılan istatistikler, Çin'de uyuşturucu kullananların sayısının hızla artığını göstermektedir.
Newsveek, 3.12.01
Çin'in Uyuşturucu Atağı
Çin'de yaşanan ahlaki dejenerasyonun en önemli göstergelerinden biri, fuhşun gün geçtikçe yaygınlık kazanmasıdır. Uyuşturucu, kadın ticareti ve sapkınlık dolu bir dünyanın anlatıldığı bazı kitaplar, Çin'in karanlık yüzünü gözler önüne seriyor.Çin vatandaşları arasında uyuşturucu kullanımının hızla arttığı yönündeki haberler dünya basınında sıklıkla yer almaktadır. Newsweek dergisinde yer alan bir habere göre ülkede 1997 yılının sonunda uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak için ilgili programlara başvuran 540.000 uyuşturucu bağımlısı bulunuyordu. Bu sayı şu anda yaklaşık 860.000 civarında. Bu kişilerin yüzde 75'ini ise 25 yaşın altındaki gençler oluşturuyor.
Suç oranlarında yaşanan artışta dikkat çeken hususlardan birisi de, suç işleyen kadınların sayısında yaşanan artıştır. Yapılan istatistiksel çalışmalar ve araştırmalar kadınlar arasında suç işleme oranının oldukça fazla olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte tecavüz, kadın ticareti gibi kadınlara karşı işlenen suçlarda da bir artış söz konusudur. Kadınların ve çocukların fuhuş ticaretinde kullanılmasına oldukça sık rastlanmaktadır. Yalnız bu nedenle pek çok kişi gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Toplumda yaşanan ahlaki dejenarasyonun önemli göstergeleri arasında bulunan bu suçların yanı sıra, rüşvetin yayılması da Çin'deki toplumsal çöküntüyü gösteren bir başka unsurdur.
Newsveek, 3.12.01
Yıllar boyunca materyalist Darwinist düşünce doğrultusunda, her türlü ahlaki ve manevi değerden uzak yetiştirilen Çin gençliği, günümüzde çok büyük bir ahlaki dejenerasyon içindedir. Newsweek dergisinde yer alan yukarıdaki haber Çin'de gençlerin içine düştüğü durumu gözler önüne sermektedir. People's Public Security Üniversitesi'nde kriminoloji profesörü olan Li Meijin 90'lı yıllarda hırsızlık olaylarında yüzde 3000 oranında artış olduğunu belirtmiştir. Haberde yer alan bir araştırmaya göre 1978 ile 1998 yılları arasında işlenen suçların 4'te 3'ü 14-25 yaşları arasındaki gençler tarafından işlenmiştir.
İnsanların da hayvanlar gibi terbiye edilebileceğini düşünen ve manevi eğitimi göz ardı eden Çin Komünist Partisi, görüldüğü gibi kendi elleri ile ortaya çıkardığı bir canavarla mücadele etmeye çalışmaktadır. Ve tüm bu manzara karşısında çözümü daha çok şiddete başvurmakta görmektedir. Oysa yaşanan maddi ve ahlaki çöküntüyü engellemenin yolu daha çok insan tutuklamak, daha çok kişiyi idam etmek, daha çok insanı cezalandırmak değildir. Çin, tüm komünist rejimlerin yaşadığı kaçınılmaz sonu yaşamaktadır ve böyle bir sorunun üstesinden gelebilmenin ilk adımı manen sağlıklı ve güçlü bir neslin yetiştirilmesidir. Çünkü ancak manen güçlü olanlar hiçbir koşulda ahlaksızlığa ve kötülüğü yanaşmazlar. Allah'ı ve dini tanımayan, Allah'tan korkmayan ve hesap vereceğini ummayan bir insanın, kötülükten uzak durması için hiçbir sebep yoktur. Onu çirkin bir hayattan uzak tutacak olan, kötü ahlak göstermesine mani olabilecek olan yalnızca din ahlakıdır. Çünkü Allah iman edenlere çirkin fiilleri yasaklamıştır:
..."Rabbim yalnızca çirkin-hayasızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını,- günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı' kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." (Araf Suresi, 33)
Allah'tan korkan insan bu emirlere kayıtsız şartsız riayet eder:
Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiçbir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir. (Hucurat Suresi, 15)

ÇİN DEVLETİ KENDİ VATANDAŞLARINA HASTALIK ŞIRINGA EDİYOR
Fuhuşun ve uyuşturucu kullanımının artması Çin'de kan yolu ile bulaşan hastalıkların da yaygınlaşmasına neden olmuştur. Bunların başında AIDS gelmektedir. Resmi makamların verdiği bilgilere göre bugün Çin'de yarım milyon AIDS hastası olduğu bilinmekte, gerçek rakamın ise bundan çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Çin Devleti, ahlaki çöküntü karşısında, sorunu gerçekten çözücü tedbirler almadığı gibi, AIDS hastaları için de herhangi bir tedbir almamaktadır.
Bununla birlikte, Çin'deki AIDS vakaları ile ilgili özellikle son zamanlarda dünya kamuoyuna yansıyan bilgiler Çin Hükümetinin hastalığın yayılmasını önlemeye çalışmadığını, bilakis yetkililerin hastalığın yayılmasında aracı olduğunu göstermektedir. AIDS'in artmasının sebeplerinin ilk sıralarında, halkın cüzi rakamlar karşılığında kanlarını satıyor olmaları ve bu kan alış verişinin son derece sağlıksız koşullarda gerçekleştiriliyor olması vardır. Çin makamları az bir para karşılığında vatandaşlarının kanlarını almakta, ancak steril malzemelerin kullanılmaması bir facia ile neticelenmektedir. Halka şırınga başına 5 dolar karşılığında plazma hücrelerinin alınacağı ve kanlarının tekrar kendilerine verileceği vaat edilmektedir. Ancak sürekli aynı şırıngaların kullanılması yalnız AIDS'in değil, kan yolu ile bulaşan daha pek çok hastalığın yaygınlaşmasına neden olmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder