20 Temmuz 2011 Çarşamba

ÇOCUKLARINI YALNIZCA KIZ OLDUKLARI İÇİN KATLEDEN ÇİNLİ AİLELER

Çin'de komünistlerin iktidarı ele geçirdikleri günden beri yaptıkları din karşıtı propagandalar ve dinin yaşanmasına karşı aldıkları katı tedbirler Çin halkını maddi ve manevi alanda büyük bir çöküşe sürüklemiştir. İnsanların hayvan sürüleri gibi görüldüğü, vahşetin son derece olağan karşılandığı bu ortam ile Kuran'da anlatılan inkarcı toplumların benzerliği ise oldukça dikkat çekicidir. Bu benzerliklerden birisi de kız çocuğu sahibi olanların, toplum içinde kız çocuklarının itibar görmediği düşüncesi ile çocuklarını kendi elleri ile öldürmeleridir. Kuran'da cahiliye toplumunun bir özelliği olarak anlatılan ve şiddetle kınanan bu vahşi uygulama, bugün Allah inancından uzak yaşayan Çin toplumu içerisinde oldukça yaygındır.
Zorunlu aile planlaması uygulamaları, Çin'in din dışı gelenekleri ile birleşince pek çok ailenin yeni doğan kız çocuklarını kendi elleri ile öldürmelerine neden olmaktadır. Kanunlara göre tek çocuk sahibi olma hakkı olan Çinli aileler, ilk çocukları eğer kız olursa çoğu zaman bu çocuğu ölüme terk etmektedirler. Çünkü Çin geleneklerine göre erkek çocuk daha değerli görülmektedir ve ilk çocukları kız olursa erkek çocuk edinme imkanlarını tamamen kaybedecek olan aileler bunu engellemek için kızlarını öldürmektedirler. Çin'de bu nedenle her yıl 1 milyona yakın kız çocuğunun ölüme terk edildiği tahmin edilmektedir.1
Türkiye, 15.5.01
Posta, 16.2.01
Oysa Kuran'da, tüm insanların kadın-erkek ayrımı yapılmadan Allah katında eşit oldukları bildirilmiştir. Allah insanlar arasındaki üstünlüğün ise ancak takvaya (ahirette insana zarar verecek, sonsuz bir azaba yol açacak her türlü nefsi günah ve isyandan sakınmak) göre olacağını belirtmiştir:
Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır. (Hucurat Suresi, 13)
Bu nedenle iman eden bir insan için sahip olduğu çocuğun cinsiyeti değil, ahlakı önemlidir. Öte yandan Allah'ı tanımayan, Allah korkusunu bilmeyen ve ahiret inancı da olmayan toplumlarda, bir çocuğu sadece kız olduğu için öldürmek gibi son derece korkunç cinayetler işlenebilmekte, hatta bunlar zaman içinde gelenek haline dönüşerek meşrulaştırılmaktadır. Oysa kız ve erkek çocuklar arasında ayrım yapmak Kuran'da şiddetle kınanmıştır. Allah bu anlayıştaki insanların durumunu ayetlerde şu şekilde bildirir:
Onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle-taşarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu aşağılanarak tutacak mı, yoksa toprağa gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne kötüdür? Ahirete inanmayanların kötü örnekleri vardır, en yüce örnekler ise Allah'a aittir. O, güç sahibi olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nahl Suresi, 58-60)

1- Yeni Binyıl gazetesi, 25 Ağustos 200


DOĞU TÜRKİSTAN'A ÇİNLİ GÖÇÜ
Kızıl Çin'in Doğu Türkistan'da uyguladığı asimilasyon politikalarından birisi de sistemli olarak bölgeye düzenlenen Çinli göçüdür. Aslında bu uygulama bir anlamda Çin'in Doğu Türkistan için yaptığı büyük planın tamamlayıcısı niteliğindedir. Bir yandan Doğu Türkistan Müslümanları tutuklanarak, öldürülerek, çalışma kamplarına gönderilerek topraklarını terk etmeye zorlanmakta, bir yandan da bölgeye Çinli nüfusun göç etmesi sağlanarak, Doğu Türkistan Müslümanları tamamen etkisiz hale getirilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde Doğu Türkistan'ın çoğunluğunu teşkil eden Türk nüfus, sistemli olarak azalacak ve kendi topraklarında hak iddia edemeyecek hale gelecektir.
Mao Çin'de yönetimi ele geçirdiğinde Doğu Türkistan nüfusunun %93'ünü Uygur Türkleri oluşturmaktaydı ve Çinlilerin oranı %6-7 civarında idi. Aradan geçen elli yıl içerisinde Çinli nüfusun oranı %42'ye ulaştı. 50 yıl önce sayıları 300 bini bulmayan Çinlilerin nüfusunun günümüzde 6 milyondan fazla olduğu tahmin edilmektedir. Bunun için 1950'lerden itibaren Doğu Türkistan'a Çinli göçünü resmi olarak destekleyen tarımda kalkınma, göçmenlerin korunması gibi politikalar izlendi. 1980'lerin başında ise, bölgede etnik kaynaklı gerginliklerin artması ile birlikte, Çinli göçünü destekleyen resmi uygulamalarda bir azalma oldu. Ancak bu, Çin'in, bölgeyi bir Çin eyaleti haline getirme isteğinden vazgeçtiği anlamına gelmiyordu. Bu sefer de, Çin ekonomisine hizmet etmek üzere Doğu Türkistan'da kurulan fabrikalara yerleştirilen kalifiye elemanlar sayesinde bölgedeki Çinli nüfusun sayısı artırıldı.
Çin'in Müslüman Türk kimliğini eritme politikası, bölgeye yerleşen Çinlilerin yanında Müslümanları kendi vatanlarında ikinci sınıf insan durumuna düşürmüştür. Bölgeye akın akın getirilen Çinli göçmenler ülkenin en verimli topraklarına yerleştirilirken, yerli halk kurak bölgelere göç etmeye zorlanmıştır. Çinliler her türlü siyasi, ekonomik, teknolojik ve sosyal imkandan sonuna kadar faydalanırken, Müslüman Türk nüfus gittikçe fakirleşmiştir. Doğu Türkistan'a getirilen Çinliler ile Müslüman yerli halkın yaşam standartları arasındaki fark, Arslan Alptekin tarafından şöyle dile getirilmektedir:
Türkler en ağır işlerde karın tokluğuna çalıştırılırken, Çinli göçmenlere özel siyasi ve ekonomik imtiyazlar verilmektedir. Müslüman halk kırsal kesimlerde ve kenar mahallelerde alt yapıdan yoksun harabe evlerde otururlarken, Çinli göçmenlere alt yapısı tamamlanmış modern yerleşim bölgeleri inşa edilmektedir. Sosyal yapıdaki dengesizlik her bakımdan Türk halkının aleyhine gelişmektedir.
Çin'in Doğu Türkistan'daki nüfusunu artırma çalışmaları 90'lı yıllardan itibaren daha da hız kazanmıştır. Kızıl Çin hükümeti bu artışı makul bir zemine oturtabilmek için çeşitli ekonomik yatırımları öne sürmekte, çoğu zaman da sırf bunun için özel projeler geliştirilmektedir. Örneğin Hong Kong'ta yayınlanan Trend isimli dergi Ekim 1992 sayısında, Çin Devletinin 2000 yılı içerisinde Doğu Türkistan'a 5 milyon Çinli yerleştirmeyi planladığını gösteren bir gizli belge yayınlamıştır. Üstelik bu rakama Doğu Türkistan'da sürekli olarak tutulan Halkın Kurtuluş Ordusu'nun personeli, kalifiye Çin işçileri ve bölgeye özel olarak gönderilen kriminal Çinliler dahil değildir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder