19 Temmuz 2011 Salı

KATLİAM SONRASI MANZARALAR

1989 yılında yaşanan Tiananmen Katliamı komünizmin vahşi yüzünü unutanlar için ibret verici bir hatırlatma oldu. Komünist ideolojinin kendi iktidarını korumak uğruna ne derece vahşi, acımasız ve gaddar olabileceğine tüm dünya bir kez daha tanıklık etti. Asiaweek dergisi, katliam emrini veren Çin yöneticilerini, "Paranoya, akıl dışı, kana susamış gibi kelimeler bile Pekin liderlerini tarif etmekte yetersiz kalıyor" sözleri ile tanımlıyordu. Katliama bizzat tanıklık edenler ise manzarayı şöyle anlatıyorlardı:


... Bir emirle askerler silahlarını kaldırdılar ve halkın ve öğrencilerin üzerine doğru ateş etmeye başladılar. Vurulanlar yere düşüyordu. Ateşe ara verilince, diğerleri yaralananların yardımına koşuyordu. Xidan yakınında bulunan klinik adeta bir kan gölüne dönmüştü. Silahlı araçlar, barikatların üzerinden geçiyor etraftaki araba ve otobüsleri eziyordu. Silahları olmayan halkın ise sadece tuğlaları vardı... Tuğlalarına kurşunla karşılık alıyorlardı... İnsanlar oraya buraya koşuşuyor, hayatlarını kurtarmaya çalışıyorlardı. Askerler de peşlerinden gidiyor ve silahlar susmak bilmiyordu. Bahçelerine ve çalılıklara saklanmış Pekinli insanlar bile bulundukları yerlerden çıkarılıyor ve askerler tarafından öldürülüyordu. 

Katliamın detaylarını ve komünist Çin ordusunun acımasızlığını anlatan bunun gibi daha binlerce görgü tanığının ifadesi vardır. Bu katliamda hayatlarını kaybedenlerin yakınlarının ifadeleri de vahşeti dile getiren diğer deliller arasındadır. Bunlardan birisi de, katliamın 10. yıl dönümde katledilenlerin yakınlarının kurmuş olduğu "4 Haziran Kurbanları Derneği" adlı organizasyonun, 105 kişinin ifadesini biraraya getirerek yayınladığı rapordur. Raporda yer alan ifadelerin birkaçı şöyledir:
Sırtından vurulmuştu, omuzlarında, kolunda, dirseğinde kurşun yaraları vardı. Göbek deliğinin altında 7-8 cm genişliğinde bir süngü deliği izi görünüyordu. Vücuduna pek çok kurşun isabet etmiş olmasına rağmen hemen ölmediği, süngü darbesi ile öldürüldüğü anlaşılıyordu. Avuçlarında da süngü yaraları vardı. Süngüyü çıkarmaya çalışmıştı. Vücudunu gördüğümüzde, bedeninin üst kısmı tamamen kan ile kaplıydı. Berbat bir manzaraydı. (20 yaşında bir öğrenci olan Wu Guofeng'in ailesinin ifadesinden)

Tiananmen Meydanı'nda yaşanan vahşet, olaylar sona erdikten sonra da devam etti. Harekete katılanların büyük kısmı sonradan idam edilirken, pek çok kişi de tutuklanıp çalışma kamplarına gönderildi.
(Oğlumu bulabilmek için) Hastane hastane dolaştık. Her hastanenin girişinde ölülerin ve yaralıların isimlerinin yazılı olduğu uzun bir liste vardı, her liste ortalama 400 isimden oluşuyordu. Listenin başında yakınlarının izini bulmaya çalışan insanlar toplanmıştı. Oğlumuzun ismini bulmak için pek çok listeye baktık, kimliği tespit edilememiş cesetleri inceledik. Çok korkunçtu, kan içinde kalmış bedenlerin, gözlerindeki dehşet ifadesi donup kalmıştı. (Boynundan aldığı bir kurşunla hayatını kaybetmiş olan Wu Xiangdong'un ailesinin ifadesinden)
Seher vaktinden sonra birlikler cesetleri, öldükleri yer olan Chang'an Boulevard'a gömdüler. Bir kısım cesetler de 28. Lisenin batı tarafındaki çimenliğe gömüldü. 7 Haziran günü bastıran sağnak yağmurun ardından, cesetler o kadar derine gömülmemiş olduğu için, bazı kıyafetler toprak üstüne çıkmaya başladı. Üstelik kokuyorlardı da. Okul yönetimi durumu Xicheng Bölgesi Güvenlik Bürosu'na haber verdi. Sağlık ve güvenlik bürosu birlikte cesetleri çıkardılar. Ölenlerin tüm kimlikleri ve belgeleri daha önce onları gömen askerler tarafından alınmış olduğu için cesetlerin çoğunun kimliği belirlenemedi. (19 yaşında öldürülen Wang Nan'ın ailesinin ifadesinden) 
Tüm bu ifadeler, 1989'da Tiananmen Meydanı'nda yaşanan insanlık dramının boyutlarını göstermektedir. Komünist Çin yönetimi geçmişte Büyük Atılım veya Kültür Devrimi döneminde yaptığı gibi, insan hayatına değer vermediğini, komünizmin baskıcı ve despot bir dikta rejimi olduğunu, insanların başına nasıl büyük felaketler getirdiğini bir kez daha göstermiştir. Bugün halen Çin hapishaneleri Tiananmen olayları sırasında gözaltına alınan kişilerle doludur.
Ayrıca Çin'i dev bir korku devleti haline getiren unsurlar sadece bu örneklerle sınırlı değildir. Komünist Çin yönetimi oligarşik idaresini devam ettirebilmek için her türlü baskı ve şiddeti uygularken, bir yandan da ekonomisini ayakta tutabilmek için vatandaşlarını adeta birer makine gibi kullanmaktadır. Çin'deki çalışma koşulları ve halkın içerisinde bulunduğu durum, komünist rejimlerin oluşturduğu acımasız, bencil ve ruhsuz yapıyı göstermesi açısından ibret vericidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder